HDP’nin Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda “Çözüm Bizde” şiarıyla düzenlediği mitinge kitlesel katılım sağlanırken, mitingde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, savaş politikalarına karşı durmadan sömürüye, talana karşı durulamayacağının altını çizdi.

Diyarbakır’daki “Çözüm Bizde” mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Savaşı durdurmadan sömürüyü durduramayız. Kanı durdurmadan talanı durduramayız. Savaşın çatışmanın silahın talanın kanın olmadığı bir geleceği hep birlikte kuracağız. Buna inanalım” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), “Çözüm Biz’de, savaşa ve sömürüye hayır” şiarıyla Diyarbakır’ın istasyon Meydanı’na bölge mitingi düzenledi. HDP bayraklarıyla donatılan miting alanına, Aysel Tuğluk’un fotoğrafının yer aldığı “Tüm hasta tutsaklara özgürlük”, “Faşizme ve tek adam rejimine hayır”, “Faşizm kaybedecek, özgürlük kazanacak”, “Gençliğin yozlaştırılmasına hayır” ve “Jin, jiyan, azadî” (Kadın, yaşam, özgürlük) yazılı pankartlar asıldı.
Miting için Bağlar, Sur ve Yenişehir olmak üzere üç koldan kurulan giriş kontrol noktalarında yapılan aramaların ardından alana giriş yapıldı. Arama noktalarında yurttaşların üzerindeki kalem, çakmak vs. eşyalara el konuldu. Yöresel kıyafetlerle alana girişlere izin verilmedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP), “Çözüm Biz’de, savaşa ve sömürüye hayır” şiarıyla Diyarbakır’ın istasyon Meydanı’na bölge mitingi, on binlerin katılımıyla saygı duruşuyla başladı. Yüksek hava sıcaklığına rağmen Urfa, Antep, Adıyaman, Dersim, Batman, Siirt, Şırnak, Van ile kentin dört bir yanından on binlerce kişi katıldı.
Mitingde, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ile Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Saliha Aydeniz konuşma yapacak. Mitinge, Özgür Kadın Hareketi (TJA), Barış Anneleri Meclisi, TUAY-DER, MEBYA-DER, MED-DER, TUHAD-FED, Roza Kadın Derneği, ÖHD, İHD, DİK, GÖÇ-DER, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), 78’ler Derneği temsilcileri katıldı.
Mitingin başlarında polisin ses sistemine müdahalesi oldu. Polis Aysel Tuğluk’un fotoğrafının olduğu “Tüm hasta tutsaklara özgürlük” pankartına müdahalesi kısa bir gerginliğin oluşmasına neden oldu.

‘Amed demokrasinin umududur, zaferin ta kendisidir’
Mitingde ilk sözü HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Gülistan Atsoy aldı. HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Gülistan Atasoy, on binleri selamlayarak sözlerine başladı. Atasoy, “Özgürlük tutkusu, öyle güçlü bir duygudur ki önünde bir şey duramaz. İşte İstasyon Meydanı, bunun en güçlü kanıtıdır. Amed yine tarih yazıyor. Savaşa, kadın düşmanlarına, tecritten medet umanlara öyle bir ders veriyor ki iyi ki varsın Amed” şeklinde konuştu.
Savaş politikalarının sonuç alamayacağını ifade eden Atasoy, “Baskılar bizi yolumuzdan alıkoyamaz. Bugüne kadar bu güçlü iradeyi anlayamayanlara, bugün burada bir kez daha ders veriyor Amed. Bugüne kadar anlamadıysanız, işte meydan, işte irade, işte halk. Amed demokrasinin umududur, zaferin ta kendisidir” ifadelerini kullandı.
‘Çözüm Soçi değil, çözüm İmralı’dır’
Mitinge konuşan DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, mitinge katılan on binleri selamlayarak, “Türkiye büyük bir kriz içinde. Bunun nedeni faşist AKP-MHP iktidarı dışarda geziyor. Çözümü dışarda aramayın. Savaş kararı verdiniz. 5 Nisan 2015’te tecridi Sayın Öcalan üzerine derinleştirdiğiniz, karar verdiniz. Yüz yıllık zihniyetle Kürtleri katledeceğiz, zindanlara atarak, istediğiniz Kürt’ü yaratmak istediniz. Bu plan tutmadı. İstasyon Meydanı’nda bunu bir kez daha bu halk size gösterdi. Soluğu Soçi’de alıyorlar. Çözüm Soçi değil, çözüm İmralı’dır, Sayın Öcalan’dır, fiziki özgürlüğüdür” dedi.
‘Helalleşme diyorlar, Roboski’nin hesabı verilmeden, nasıl helalleşeceğiz?’
Kürtlerin dikkate alınması gerektiğinin altını çizen Öztürk, “1980’li yıllarda zindanlar şahsında büyük bir vahşet yaşattılar. Kürtleri teslim almayı amaçladılar, ihaneti geliştirmek istediler. Ancak yoldaşlarımız büyük bir cevap verdi. Efendiliği bir kenara bırakın, Kürtler diz çökmez. Kürtler bugüne kadar ne elde ettiyse, bedel ödeyerek elde etti. Bundan sonra da bu direniş sürecektir. Muhalefete de sesleniyoruz. Helalleşme diyorlar. Zilan’ın, Dersim’in, Roboski’nin hesabı verilmeden, nasıl helalleşeceğiz” şeklinde konuştu.

Aydeniz: Görün iktidarın karşısında diz çökmeyen bu halkın duruşunu, görün iradeyi
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, İstasyon Meydanı’nı dolduranları Kürtçe’nin Kurmancî ve Kirmançî lehçelerinde selamladı. Aydeniz’in konuşmasında “Bütün zorluklara, olumsuzluklara, engellemelere, sıcak havaya rağmen Amed halkı bölge bu faşist iktidara güçlü bir ses vermek için İstasyon Meydanını doldurdu. Selam olsun sizlere, her biji size. Bu iktidarın ağzı açılıyor, ‘mecalleri kalmamış’ diyor. Bütün zulümlere baskılara rağmen her koşulda ve durumda HDP fikri yatına sahip çıkmak için alanları dolduruyor. Görün iktidarın karşısında diz çökmeyen bu halkın duruşunu, görün iradeyi. Selam olsun bu iradeye, selam olsun mücadele azmine. Bizler her koşulda HDP fikriyatının sahibi milyonlarca halk olarak sahip çıkacağız. Hiç bir kumpas ve kapatma davasının bu fikriyatı bitirmesine izin vermeyeceğiz. Her koşulda bu fikriyatın arkasında olacağız. Bu miting bunun kanıtıdır” ifadelerini kullandı.
‘Savaş çözüm değil’
İktidarın savaş politikalarını eleştiren Aydeniz, “Savaştan baskıdan kayyımdan beslenen bir iktidar var karşımızda, bu iktidar yüzyıllık ret inkar asimilasyon politikalarından gücünü alıyor buradan aldığı güçle her yerde savaş ilan ediyor. Bugün Güney Kürdistan’da yürütülen savaşın tam da sebebi aslında bin bir emekle bedelle elde edilen Kürt kazanımlarını ilhak etmek için sömürge politikalarını hayata geçirmek için Kürtleri ve Kürdistanı sömürge olarak yönetmek için sonuna kadar savaşa sarıldılar. Güney Kürdistan’da Rojava'da savaş yapıyorlar. Her gün Mahmur’u, Şengali bombalıyorlar. Bizde buradan söylüyoruz bütün savaş politikalarınız hiç bir zaman tutmadı hiçbir zaman savaş politikalarıyla bu sorunu çözemediniz o yüzden bu savaş politikalarından vazgeçin. Bugün Güney Kürdistan’da yürütülen ilhak politikalarıdır. Zahoya yapılan bombardıman bunun başka bir versiyonudur. Zahoya yapılan saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Zaho’da yapılmak istenen aslında Güney Kürdistan’ı insansızlaştırmak ve Kürt kazanımlarını ayaklar altına almaktır. Bu yüzden her gün saldırıyorlar, kimyasallar kullanıyor ama nafile bu savaş 50 yıldır sürüyor. Bu savaştan tek bir adım ileri atamadınız. Bu savaştan Türkiye daha çok krizlerle ve kaosla karşı karşıya kaldı. Onun için çözüm savaş değildir” diye belirtti.

‘Bir daha Lozan yaşanmayacak çünkü Kürtler 100 yıl önceki Kürtler değil’
İktidarın Kürtlere yaklaşımına tepki gösteren Aydeniz, “Bugün bu iktidar nereye gidiyorsa heybesinde Kürt düşmanlığı var, Soçi’ye, Madrid’e gidiyor Kürt düşmanlığı, Astana’ya, Tahran’a gidiyor Kürt düşmanlığı. Eninde sonunda bu Kürt düşmanlığı sizin bitişiniz olacak. Bundan vazgeçin diyoruz. Bugünkü iktidar Lozan’ın yüzüncü yılında ikinci Lozan’ı Kürt halkına yaşatmak istiyorlar. Yüzyıl önce nasıl ki Kürt halkı tarih sahnesinde uluslararası güçlerin desteğiyle silindiyse aynı politikalar AKP ve MHP öncülüğünde bu yüzyılı daha Kürt halkına kaybettirmek istiyorlar. Kürtler özgürlük mücadelesi veriyorlar ve bugün Ortadoğu'da ve Türkiye’de de siyaseti belirleyen duruma gelmişlerdir. Bugün asla bir daha Lozan yaşanmayacak çünkü Kürtler 100 yıl önceki Kürtler değil. Daha örgütlü ve kararlı bir durumdalar ve özgürlüğe kilitlenmiş durumdalar” dedi.
‘Tecrit bitirilmeden bize durmak yok’
Cezaevlerindeki tecride değinen Aydeniz, “Kürtlere yönelik zulüm devam ediyor. Cezaevleri Kürtlerle dolu hasta tutsaklara zulüm ediliyor. Çevik Bir tahliye edilirken Aysel Tuğluk Kürt olduğu için tahliye edilmedi. Buradan cezaevindeki rehinelere selam olsun. Aysel Tuğluk’un tahliye kararı kadınların mücadelesi sayesinde olsun. Aysel Tuğluk ve bütün siyasi tutsaklar tahliye edilene kadar her alanda mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz. Bütün bu politikaların dayandığı yer tecrit politikalarıdır. Bugün İmralı'da başlayan ve bütün topluma yayılan bir tecrit gerçekliği var. Bu tecrit bitirilmeden bize durmak yok. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Tecrit bir insanlık suçudur. Kendisine insanım diyen demokrasiyi savunan herkesi bu tecrit politikasına karşı sesini yükseltmeye çağırıyoruz. Milyonlarca insanın irademdir dediği ve özgürlüğünü savunduğu Sayın Abdullah Öcalan tecrit muhalefet ne diyor. Buradan soruyoruz. Öyle Kürdistan’a gelip helalleşeceğim diyerek, demokrasinin yolunun Diyarbakır’dan geçiyor diyerek, Ankara’da sözünü değiştirip Kürt halkında fayda etmiyor. Kürt halkının kırmızıçizgisi Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüdür. Biz buradan Türkiye’nin demokratikleşmesi için cumhuriyetin yüzüncü yılında, cumhuriyetin demokratikleşmesi için çözüm savaş değil, Kürt düşmanlığı değil, kadın düşmanlığı değil, ormanları yakmak talan değil, çözüm bütün bunlara ilişkin çözüm iradesi olan Sayın Abdullah Öcalan’dır. Öcalan’ın bütün bu sorunlara karşı net çözümü var. Bugün bütün dünyada Sayın Öcalan’ın özgürlüğü için eylemler yürütülmektedir. Herkes bu paradigmanın kapitalist sisteme alternatif, umut, çözüm olduğunu görüyor. Cumhuriyetin yüzüncü yılında cumhuriyetin demokratikleşmesi ve Kürt sorunun çözümünün yolu İmralı'dan geçer. Bunu muhalefet de iktidar da bilsin” ifadelerini kullandı.
‘Savaşa ve sömürüye hayır’
Diyarbakır mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, alandaki kitleyi selamlayarak şunları söyledi: “Sevgili Diyarbakır halkı yüreği özgürlük ve barış için atan değerli ve onurlu halkımız hepiniz hoş geldiniz. Bu meydana özgürlüğün sesini, barışın iradesini taşıdınız. Zor şartlara, bu kavurucu sıcağa rağmen buradayız dediniz. Özgürlük için buradayız barış için buradayız, adalet için buradayız dediniz. İşte HDP’yi bitireceklerini sananlar kumpas davaları kuranlar, her gün operasyonları sürdürenler bu meydana baksınlar, bu iradeyi görsünler. Utansınlar utanmazlar ama korksunlar bu halkın bu kararlı duruşundan. Hepinize binlerce kez teşekkür ediyoruz, size minnettarız. Halkımız sizinle varız, sizinle yürüyeceğiz. Sizinle yürüdükçe bu ülkede her soruna çözümü biz getireceğiz. Çözüm biziz, sözümüz var diyoruz. Sözümüz, çözüm için sözümüz var. Bu ülkede her sorunu çözecek birikimimiz var. Bu ülkenin aydınlık geleceğe taşınması için güçlü bir irademiz var. Bu iktidar bir yandan bu ülkeyi soyuyor, rant talan politikalarıyla halkın ekmeğini alıyor, yoksulluğu derinleştiriyor, açlığı yaygınlaştırıyor, bu ülkedeki insanları felakete sürüklüyor. Bunu yaparken dayandığı en büyük kaynağı ve en büyük silahı savaş politikalarıdır. Savaş politikalarıyla yürütüyor bu talan ve sömürü düzenini. Savaş politikalarıyla ayakta tutuyor. Onun için diyoruz ki savaşa ve sömürüye hayır. Biz savaşa karşı çıkarken bu ülkedeki halkların emekçilerin alın terini ve ekmeğini savunuyoruz. Savaşa ve sömürüye hayır diyoruz.”
‘Kaos planlarına da dur diyeceğiz, savaş senaryolarını da bozacağız’
Ekonomik kriz tablosuna değinen Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sizler çarşı pazar gezerken nasıl bir sömürü düzeninin hakim olduğuna bizzat hakim oluyorsunuz, gözlerinizle görüyoruz. Enflasyon resmi rakamlara göre bile yüzde 80. İşsizlik almış başını gidiyor. Peki neden? Bu sömürü düzeninin temelinde ne var? Şunu iyi görelim her yerde herkese anlatalım. Ne zaman ki ülkedeki iktidarlar sömürü düzenini kalıcı kılmak isterlerse en çok başvurdukları yol nefret düşmanlık ve savaş siyasetidir. İşte AKP ve MHP iktidarı aynı yolu izliyor. Bu politikalarla aynı zamanda sömürüyü süreklileştiriyorlar. Asla bu politikaların işletilmesine izin vermeyeceğiz. Bütün inançlarla, bütün halklarla bir araya geleceğiz, en geniş demokrasi ittifakını kuracağız. Kaos planlarına da dur diyeceğiz, savaş senaryolarını da bozacağız. Buna sözümüz var buna gücümüz yeter.”
‘İktidarın beka sorunu var’
AK Parti iktidarının çözüldükçe yeni savaş politikalarına sarıldığını ifade eden Sancar, “Güney Kürdistan'da yürüttükleri politikalar bu coğrafyayı bir savaş meydanına çevirme hedeflerinin bir parçasıdır. Şimdi de Rojava'ya saldırı planları yapıyorlar. Şimdi de Kürtlerin oradaki iradesini kırmak için kapı kapı dolaşıp savaş izni istiyorlar. Tahran’dan Soç’iye her kapıyı çalışıyorlar ama şunu bilsinler bu ülkede savaşı durduracak milyonlar var, bunu biliyoruz. Bu milyonları bir araya getirecek siyasete ve mücadeleye ihtiyaç var. O siyaset bizdedir. O mücadelenin öncülüğünü biz yapıyoruz. Yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Her kese çağrımızdır. Bu iktidarın Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik savaş planları milli güvenlik meselesi değildir. Bu iktidarın Kuzey ve Doğu Suriye'ye müdahale senaryoları bu ülkenin beka meselesine dayanmıyor. Nedir sebebi? İktidarın varlığın sürdürmesidir. Evet, bir beka sorunu varsa o da bu iktidarın beka sorunudur” dedi.
‘Muhalefet, bu kısır döngüyü milliyetçilik yarışıyla kıramaz’
İktidarın gidici olduğuna vurgu yapan Sancar, “Bu iktidar gidiyor, gidicidir. Sizin iradenizle, bu iradeyi Türkiye halklarının, ezilenlerinin ve emekçilerinin gücüyle birleştirerek bu iktidarı göndereceğiz. Fakat giderayak elinde başka çare kalmadığı için savaş politikalarına başvuruyor. Bütün demokrasi güçlerine çağrımızdır: Bu planların, amaçlarının farkında olalım. Bu planları boşa çıkarmak için ortak mücadelede buluşalım. Diğer muhalefet partilerine de çağrımızdır; bu ülkede gerçekten demokrasinin en asgarisini getirmek istiyorsak bu planların farkında olalım. Diğer muhalefet partileri bu iktidarla milliyetçilik yarışına girerlerse bu ülke bu kısır döngüden kurtulamaz. Bu muhalefet, bu kısır döngüyü milliyetçilik yarışıyla kıramaz. Kim kıracak? Halkların eşitliğini, birlikte, gönüllü yaşamını savunan bizler ve sizler kıracaksınız bu kısır döngüyü. İktidarın savaş planlarına karşı çıkmayan hiçbir gücün, çevrenin, partinin bu ülkeye demokrasi getirmesi mümkün değil. Bu ülkede sömürüyü sonlandırması da mümkün değil. O nedenle diyoruz ki gelin hep birlikte savaşa karşı en geniş birlikteliği kuralım, bu iradeyi gösterelim. Savaş karşıtlığında buluşalım. Eğer bunu başarırsak, bu iktidar çaresizlik içinde boğuşacak ve büyük bir fark ile önümüzdeki seçimlerde gidecek. Gidecek ama biz sadece iktidarı göndermekle yetinemeyiz. Savaş ve sömürü düzenini değiştirmemiz lazım. İşte bunun için demokrasi ittifakını büyütüyoruz. Halklarla, inanç gruplarıyla, emekçilerle kadınlarla, gençlerle, büyük bir mücadele ortaklığı örüyoruz. Bu ittifak bu ülkenin geleceği aydınlık geleceği bu ülkenin gelecekte demokrasi ve barışı yaşaması için hayati önemdedir. O nedenle buluşalım, birleşelim, güçlerimizi ortaklaştıralım diyoruz. Bizim bu ülkeye vereceğimiz en büyük armağan büyük barışı sağlamaktır. Büyük barış” ifadelerini kullandı.
‘Savaş politikaları korkak iktidarların sığınağıdır’
Demokratik siyasetin çözüm adresi olduğunun altını çizen Sancar, “HDP olarak bizim barış içinde sözlerimiz var, bütün halklara da barış sözü veriyoruz. Barışın kurulabilmesi için savaş politikalarını durdurmak en önemli ve öncelikli adımdır. Bunun üzerine barışı kuracağız. Barışı kurmak için bütün gücümüzle kuracağız. Bizim görevimiz ve sorumluluğumuzdur. Size karşı, Türkiye halklarına karşı, Ortadoğu karşı siyasi ve vicdanini yükümlüğümüzdür barış. Barışı kurmak için demokratik siyaseti sonuna kadar ayakta tutacağız, savunacağız, büyüteceğiz. Savaş politikaları hukuku çökertiyor, biz barış yolunu açmak için adalet mücadelesini en geniş kesimlerle vereceğiz. Barışın kolay kurulmayacağını biliyoruz. Savaş sanıldığı gibi cesaret işi değildir. Savaş politikaları korkak iktidarların sığınağıdır. Barış demokrasi ve özgürlük isteyenlerin cesaretiyle mümkündür. Asıl cesaret, barış için ve özgürlük için mücadele etmektir. Savaştan medet umanlar, halklardan korkanlardır. Savaş çığırtkanlığı yapanlar gençliğe ölümden başka bir şey vaat etmeyenler. Biz gençlere de özgür ve onurlu bir gelecek vaat ediyoruz. Bunu da barışla gerçekleştireceğiz. Barış kolay değildir. Hani Nazım Hikmet’in Abidin Dino’ya söylediği sözler vardır. ‘Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin’ ama işin kolayına kaçmadan. Yani barışı kurmak işin kolayına kaçmakla olmaz. Çalışmakla olur. Siyaset üretmekle olur, bu siyaseti hayata geçirecek şartları yaratmakla olur. Bunlar zorluklarla dolu yolu oluşturur. Biz o zorlu yolu yürümeye hazırız çünkü arkamızda yanımızda sizler varsınız. Bu ülkenin onurlu insanları var. Onun için başaracağız” dedi.
‘Çözüm ve barış için tecridin mutlaka kalkması lazım’
Barışın önündeki engelleri kaldıracaklarını belirten Sancar, “ Barışın önündeki en önemli engel bu savaş ve çatışma siyasetidir. Düşmanlaştırma oyunlarıdır. Buna karşı mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu çatışma, bu ülkede 40 yıldır sürüyor. Yüzyıldır süren bir Kürt sorunu var. Kürt sorunun çözümü ve çatışmanın bitirilmesi birbirinin içine girmiş iki önemli ayrılmaz olaydır. Çatışmayı bitirmeden çözüm, çözüm gelmeden barış olmaz. Peki bu çatışmayı nasıl bitireceğiz. Biraz önce Saliha arkadaşım da söyledi. Tam 3 yıl önce bugün İmralı'da Öcalan avukatlarıyla görüşürken ‘Bir haftada çatışma durumunu sona erdiririm’ demişti, ‘Bu çatışma ihtimalini bitiririm’ demişti. 20 yıldır süren tecrit tam da Öcalan’ın çatışmanın bitirilmesindeki önemli rolünü engellemek içindir. Bu tecrit savaş politikalarını sürdürmek ve çözümsüzlükte ısrar etmektir. Çözüm ve barış için tecridin mutlaka kalkması lazım ve Öcalan'ın rolünü oynayacak şartların oluşması lazım. Bunun için HDP olarak rolümüzü oynayacağız” diye belirtti.
‘Savaşı durdurmadan sömürüyü durduramayız’
Sancar, miting konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Söyleyecek sözümüz, yapacak gücümüz var. Bunu her şart altında ve her yerde yerine getirecek birikimiz ve kararlılığımız var. Arkamızda on yılların birikimi, bugün cezaevinde rehin olarak tutulan arkadaşlarımızın ödediği bedeller, halkımızın büyük fedakarlığı var. Biz buna layık olmaya çalışıyoruz. Başka hiç bir derdimiz, amacımız, beklentimiz, hesabımız yok. Size layık olalım yeter. Bedel ödeyenlere layık olalım yeter. Bu ülkenin halklarına demokratik bir cumhuriyeti kuralım yeter. Bunu yapacak gücümüz var o nedenle diyoruz ki çözüm biziz, çözüm bizdedir. Savaşı durdurmadan sömürüyü durduramayız. Kanı durdurmadan talanı durduramayız. Savaşın çatışmanın silahın talanın kanın olmadığı bir geleceği hep birlikte kuracağız. Buna inanalım.”

Miting, sahne alan sanatçı Murat Demir’in şarkıları eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.
SUR AJANS