İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
USD18,50
EURO18,14
GBP20,71
EURO/USD0,98
BIST3.179,99
GR. ALTIN987,97
BTC363.072,78
ETH24.859,28
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

DİSK/Dev Sağlık İş Sendikası Diyarbakır İl Yönetimi, Diyarbakır’a gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yaşadıkları sorunları ve talepleri iletti.

Aylardır talepleri için Diyarbakır’dan yetkililere seslenen ve imza kampanyası başlatan DİSK/Dev Sağlık İş Sendikası Diyarbakır İl Yönetimi, Diyarbakır’a bir dizi ziyaret kapsamında gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun “Kanaat Önderleri Muhtarlar ve STK Buluşmaları” programında bir kez daha gündeme getirdi.

Taleplerini, “Bizler Dicle Üniversitesi Hastanesi ve Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Eğitim Araştırma Hastanesi ile Devlet hastanelerinde çalışan 4D Statüsünde ve taşeron olarak çalışan sağlık işçileriyiz. Güvenlik, tıbbi sekreter, temizlik, hasta bakıcı, tekniker teknisyen, teknik servis çalışanı, Hastane bilgi yönetim sistemi işçisi, görüntüleme teknikeri, teknisyenleri, yemekhane işçileri olarak sorunumuz çok. Sendikamız ile bu sorunları aşmaya çalışıyoruz” sözleriyle dile getiren DİSK/Dev Sağlık İş Diyarbakır Yönetimi, taleplerini şu şekilde sıraladı:

“Bizlere dayatılan toplu iş sözleşmeleri zam değil”

“1. Geçinemiyoruz, insanca yaşayabileceğimiz bir ücret istiyoruz! Enflasyon farkı zam değildir! Tüm sağlık işçilerine ek zam talep ediyoruz! Bizlere dayatılan toplu iş sözleşmeleri zam değil sadece enflasyon farkına göre ücret artışı olmaktadır. Bu durum bizlerin zaten gerçek olmayan enflasyon oranları altında daha da ezilmemize sebep olmaktadır. Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde çalışan sağlık işçileri ile üniversite hastanelerinde çalışan sağlık işçileri arasında bile çok ciddi bir ücret farklılığı bulunmaktadır. Yapılan toplu iş sözleşmeleri nedeniyle Dicle Üniversitesi hastanesinde bu ay 3950 TL yani asgari ücretin bile altında ücret uygulanmıştır.

“Çalışma saatlerimiz artırıldı, görev tanımlarımızı yapılmadı”

2. Pandeminin ağır yükünü çeken sağlık işçileri olarak kazanılmış hakkımız olan haftalık 40 saatlik çalışma hakkımızı istiyoruz! Tabi olduğumuz iş kanunu en çok 45 saat öngörmüştür fakat sağlık işçileri açısından haftalık 40 saatlik çalışma kazanılmış bir haktır.

3. Taşeron döneminden gelen keyfiyet ve hukuksuzlukların artık son bulmasını, yaptığımız işlerin belirlenmesini ve “Görev Tanımlarımızın yapılmasını istiyoruz!

4. Ara dinlenme ve yemek molalarımızın düzenlenmesini istiyoruz! Hastanede bir fiil 12 saat kalmış olmamıza rağmen çalışma süremiz 11 saat kimi hastanelerde 10,5 saat gösterilmektedir.

5. 696 Sayılı KHK ile getirilen “Zorunlu Emeklilik” uygulamasının son bulmasını, tayin ve becayiş hakkımızı istiyoruz! Zorunlu Emeklilik uygulaması sadece 696 sayılı KHK ile taşerondan kadroya geçen işçiler için uygulanması bir ayrımcılıktır. Kaldırılmasını istiyoruz!

“TBMM, KHK ile getirilen bu kadroya dair eksiklikler gidererek kanunlaştırmalı”

6. Bir gece KHK ile kadroya geçtikten sonra iyileşme beklerken çok daha kötü bir kadro ile karşı karşıya kaldık. 1 milyon işçiyi kadroya geçirdik denildi ama bu sayının yarısı zaten belediye idarelerinde çalışan belediye şirketleri aracılığıyla çalıştırılmaya devam ediyor. Kamu kurumlarında Kadroya alınanlar ise asgari ücretin biraz üstünde bir ücretle çalışmaya mahkum edilmiş durumda. Bu noktada KHK ile getirilen bu kadroya dair TBMM tarafından eksiklikleri giderilerek kapsamlı bir kanun haline getirilmesini talep ediyoruz.

7. Üniversiteler ile SGK arasındaki anlaşmalar nedeniyle özellikle ücret dışı ödemelerde aksaklıklar yaşanmaktadır. Döner sermaye gelirleri zaten sınırlı olan üniversitelerde “4D’li sürekli işçilere, memurlara ödedik size kalmadı, ya da isçilere ödedik memurlara kalmadı diye iş barışını da zedeleyen bir durumla karşı karşıya kalınmaktadır. Üniversitelerde çalışan işçilerin merkezi bütçeden maaşlarının ödenmesi halinde bu aksaklıkların yaşanmayacağı açıktır. Üniversitede çalışan işçilerinin maaşlarının

Merkezi Bütçeden maaşların ödenmesini talep ediyoruz

8. 1 milyon işçiye kadro verildi denildi ancak hala hastanelerde taşeron şirketler aracılığıyla çalıştırılmaya devam eden meslek grupları var.

*Hastane yemekhanelerinde çalışanlar,

*Hastane Bilgi Yönetim Sistemi (HBYS) çalışanları,

*Hastanelerin otoklav, laboratuvar, sterilizasyon, görüntüleme birimlerinde çalışan birçok sağlık işçisi hala taşeron olarak çalıştırılmaktadır.

*Kamu İktisadi Teşebbüslerinde çalışan işçiler taşeron şirketler aracılığıyla çalıştırılmaya devam ediyor! Bu gruplarla ilgili nitelikli, güvenceli bir istihdam modeli kadrolu, güvenceli çalışma hakkı istiyoruz!

“SGK meslek kodu ile fiilen yaptığımız işler birbirini tutmuyor”

9. Birçok kurumda SGK meslek kodu ile fiilen yaptığımız işler birbirini tutmuyor. Bu durum hem hak kaybı hem keyfi uygulamalara yol açmaktadır, bu uygulamanın kaldırılmasını fiilen yapılan işler ile meslek kodlarının uyumlu hale getirilmesini istiyoruz!

Rüşvet iddiaları

10. Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde yetkili olan Hak İş Konfederasyonuna bağlı Öz Sağlık İş Sendikası basına ve yargıya yansıdığı biçimiyle Sağlık Bakanlığı’nın bazı yöneticilerine rüşvet iddiaları ile sendikal faaliyetlerin özgürce kullanılmasını engellemektedirler. İşçilerin hakkını aramaktan ziyade Sağlık Bakanlığı’nın bir genel müdürlüğüne dönüşmüş bu sendika işçilere sendikalar kanununa aykırı şekilde para dağıtarak özgür sendikal faaliyetleri engellemektedir.

11. Sendikalar kanununda yer alan anti demokratik yöntemler sendikal hak ve özgürlüklerin kısıtlanması anlamına gelmektedir. Bu noktada en azından Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü normlarına uygun hale gelmesini istiyoruz!”

SUR AJANS

Diyarbakır’daki sağlık emekçileri, taleplerini Kılıçdaroğlu’yla paylaştı

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bizi Takip Edin