İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
USD18,58
EURO18,22
GBP20,75
EURO/USD0,98
BIST3.553,85
GR. ALTIN1.021,17
BTC374.770,62
ETH25.429,00

‘Kayıplar bulunsun failler yargılansın’ diyen kayıp yakınları 693’üncü kez bir araya geldi

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kayıp yakınları, 1994 yılına aynı aileden gözaltına alındıktan sonra kaybettirilen Mehmet Selim Örhan, Orhan Örhan ile Cezayir Örhan’ın akıbetini sordu.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ile kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” talebiyle 693’üncü haftasında bir kez daha Koşu Yolu Parkı’nda bulunan İnsanlık Anıtı önünde bir araya geldi.

Kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıyan kayıp yakınları, bu hafta 6 Mayıs 1994 yılında Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde gözaltına alınıp, bir daha haber alınmayan Mehmet Selim Örhan, Orhan Örhan ile Cezayir Örhan’ın akıbetini sordu.

Gözaltında kaybettirilen Mehmet Selim Örhan’ın oğlu Adnan Örhan, kayıp yakınlarının uzun yıllardan beri mücadele yürüttüğünü söyledi. Örhan, kayıpların akıbeti aydınlatılmadığı sürece adaletten söz etmenin mümkün olmadığını belirtti. Örhan, “Yargı onca delile rağmen kimseyi cezalandırmadı. Kayıp yakınları olarak kayıplarımızın akıbetini sormaya devam edeceğiz. Hakikat ve adalet sağlanmalıdır. Adalet sadece bize değil ülkedeki herkese lazım” dedi.

İHD Diyarbakır Şube yöneticisi Fırat Akdeniz ise, gözaltında kaybettirilen üç kuzenin hayat hikâyesini okudu. Akdeniz, şunları söyledi,  “Bolu Komando Tugayı’na bağlı askeri birlikler tarafından 6 Mayıs 1994 tarihinde Diyarbakır’ın Kulp ilçesi Deveboyu Mezrası’na baskın yaparak, imama minareden köylülerin cami önünde toplanması için anons yaptırılır. Askerler tarafından cami önünde toplanan köylülere, evlerinin yakılacağı ama öncesinde eşyalarını toplamaları için izin verildiği söylenir. Ancak köylülerin eşyalarını taşıması tamamlanamadan, evler ateşe verilir. 24 Mayıs 1994 tarihinde askerler tekrar köye gelir. O sırada köyde bulunan 46 yaşındaki Selim, 40 yaşındaki Hasan ve 17 yaşındaki Cezayir Örhan’ askerler tarafından götürülür. Ailelerin askerlere  ‘Onları nereye götürüyorsunuz?’ şeklindeki sorusuna cevap veren askerler, ‘yolda bize rehberlik edecekler, sonra bırakacağız” cevabını verir.

Salih Örhan, ertesi gün Zeyrek Jandarma Komutanlığı’na giderek; kardeşleri Selim ve Hasan ile yeğeni Cezayir’i sorar. Zeyrek Jandarma Komutanı Ahmet Potaş, Kulp’a götürüldüklerini söyler. Örhan bu sefer Kulp Jandarma Komutanı Ali Ergülmez ile görüşür ancak, Ali Ergülmez konuya ilişkin bilgisinin olmadığını söyler. Bölgedeki karakollardan cevap alamayan Salih Örhan, Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı’na, OHAL Valiliği’ne, Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığı ile Adalet ve İçişleri Bakanlıklarına resmi başvurular da bulunur.

Selim Örhan Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde görevli savcı Mustafa Atagün’e ifade verir. Selim Örhan’ın anlattıkları karşısında çok sinirlenen savcı ‘Devletin insanların kaybolmalarına neden olduğunu nasıl iddia edebilirsin?’ diyerek onu azarlar. Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın gözaltına alındığına, önce Serik karakoluna ardından Lice jandarma karakoluna son olarak da bir kısmı işkencehaneye çevrilen Lice Yatılı Okulu’na götürüldüğüne dair tanıklık edenler olur. Ancak Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı’nın,  8 Haziran 1994 tarihinde başlattığı soruşturmada, gözaltı kayıtlarında Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın adlarının yer almadığı gerekçesiyle soruşturmaya yer olmadığı kararı verilir.”

Örhan ailesinin yaptığı tüm girişimlerin sonuçsuz kalması üzerine aile İHD Diyarbakır Şubesi avukatları aracılığı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yaptığını söyleyen Akdeniz, 6 Kasım 2002 tarihinde AİHM’in Türkiye’yi Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın gözaltında kaybedilmesinden sorumlu tutarak, tazminata mahkûm ettiğini söyledi.

Akdeniz, Mehmet Selim ile Hasan Örhan’a ait kemiklerin Kulp’a bağlı Bağcılar köyü yakınlarında bir toplu mezarda bulunduğunu ancak,  Cezayir Örhan’a ise şuana kadar ulaşılmadığını kaydetti. Akdeniz, İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda kimliklendirme çalışması yapılan Selim ve Hasan Örhan’a ait kemikler, 16 Temmuz 2004’te postayla Kulp Savcılığı’na gönderilir. Savcılık kendisinden kemikleri defnetmek üzere isteyen aileye, kemiklerin kaybolduğunu söyler. Aile ve İHD’nin altı yıllık arayışının ardından; Örhanlara ait kemiklerin aynı toplu mezardan çıkan 6 kişiyle birlikte topluca kimsesizler mezarlığına gömüldüğü anlaşılır. Faillerin tespiti ve yargılanmaları için her ne kadar savcılığa başvuru yapılmışsa da dosyada etkin bir soruşturma yapılmamış ve dosya zamanaşımına uğramıştır” ifadelerini kullandı.

Eylem, gözaltında kaybettirilen Örhan kuzenleri için yapılan bir dakikalık oturma eyleminin ardından sona erdi.

‘Kayıplar bulunsun failler yargılansın’ diyen kayıp yakınları 693’üncü kez bir araya geldi

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bizi Takip Edin