İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
USD18,58
EURO18,17
GBP20,68
EURO/USD0,98
BIST3.553,85
GR. ALTIN1.022,56
BTC372.017,30
ETH25.284,64

TÜSİAD YİK Başkanı Özilhan: ‘Yakında düzlüğe çıkarız’ varsayımıyla hareket etme lüksümüz yok

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Simone Kaslowski’nin görev süresi dolması sonrası yapılan TÜSİAD 52’nci Olağan Genel Kurulu’nda başkanlığa Orhan Turan seçildi. Genel Kurul’da konuşan TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, “Yeni bir krizle karşılaşma ihtimali yok; ‘yakında düzlüğe çıkarız’ ” varsayımıyla hareket etme lüksümüz yok” dedi.

Türk Sanayi ve İş İnsanları Derneği TÜSİAD 52’nci Olağan Genel Kurulu’nda yeni yönetim belirlendi. Yeni yönetimde başkanlık koltuğuna, Orhan Turan seçildi.

Genel Kurul’da yeni yönetim de belirlendi. TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, başkanlığa Orhan Turan’ı önerdiklerini söyledi. Konuşmaların ardından, Turan TÜSİAD’ın yeni başkanı olarak seçildi.

Konuşlarla başlayan genel kurulda söz alan TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, şu açıklamalarda bulundu:

Yeni kriz: ‘Yeni Normal’ kavramı

Son on beş yıla bakıyorum: 2008 krizi, Covid-19 pandemisi, iklim krizi ve şimdi de Ukrayna krizi. Tam en kötüsünü geride bıraktık artık toparlanma dönemi dediğimizde yepyeni bir krizle karşı karşıya kalıyoruz. “yeni normal” kavramı ilk kez 2008 krizinden sonra gündemimize gelmişti. Adeta krizlerin sürekli hale gelmesi, belirsizlik ve öngörülemezlik yeni normalimiz oldu. Peki, krizlerin süreğen hale geldiği koşullarda ne yapmak gerekiyor? “Yeni bir krizle karşılaşma ihtimali yok; yakında düzlüğe çıkarız” varsayımıyla hareket etme lüksümüz yok.

Araçlar fiyat istikrarına göre kullanılmalı

Yüksek enflasyonun yol açtığı zararları zaten ekonomik ve toplumsal hayatta bir süredir yaşıyoruz. Enerji, buğday ve gübre fiyatlarındaki artışlar enflasyonist gidişatın toparlanmasını zorlaştıracak. Artan petrol ve doğalgaz fiyatları ithalat faturamızı kabartacak. Bütün bu kanallar cari açık üzerinde ilave yük oluşturacak ve TL’nin değeri üzerinde baskı yaratacak. TL’nin değer kaybı da ithal girdi fiyatları üzerinden enflasyonist baskıyı güçlendirecek. Enflasyonist baskının ortadan kaldırılması ve fiyat istikrarının sağlanması her şeyden önce para ve maliye politikalarının fiyat istikrarı doğrultusunda uygulanmasını gerektiriyor.

İstihdam yaratmanın lokomotifi arttık dijital teknolojilerin kullanıldığı iş kolları

Dışa bağımlı olduğumuz sürece dışarıdan enflasyon ithal ediyoruz. Enerjide ve üretimde ithalata bağımlılığı azaltmak için doğru bir sanayi stratejisi izlemeli ve kıt kaynakları doğru alanlara yönlendirmeliyiz. Ekonomik büyümenin, verimlilik artışının, istihdam yaratmanın lokomotifi artık dijital teknolojilerin kullanıldığı iş kolları.

Düşük faiz oranları tasarrufları cezalandırıyor

Üretim için yatırım, yatırım için de düşük faiz oranları gerekiyor. Ancak, yatırımları canlandırmak amacıyla faiz oranlarının çok düşük tutulması yüksek enflasyon ortamında tasarrufları cezalandırıyor.

Tarımsal üretim düşüyor

Ne tarım ve hayvancılığın yem, gübre, tohum, mazot gibi temel girdilerinde dışa bağımlılık azaltılabildi, ne üretimde bilgi, teknoloji ve Ar-Ge seviyesi yükseltilebildi, ne verimlilik artırılabildi, ne de köylü ve çiftçilerin üretimden vazgeçerek kentlere göç etmesi önlenebildi. Tarımsal üretim düşüyor, tarımsal girdilerde dışa bağımlılık yükseliyor, TL değer kaybettikçe ithal girdilerin fiyatları hızla artıyor, ve sonuçta tarım ve gıda fiyatları sürekli yükseliyor.

Geleceği inşa çalışmamızda kurumlar başlığı altında yapmış olduğumuz şu üç öneriyi tekrarlamak isterim:

1- Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının sağlanması çerçevesinde devletin tüm işlemlerinde hukukla bağlı olması ve etkin hak arama özgürlüğünün güvence altında olması,

2- Çoğulcu ve katılımcı demokrasinin güçlendirilmesi; bütün vatandaşlar için tüm hak ve özgürlük alanlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi standartlarında geliştirilmesi, siyasette ötekileştirme, ayrımcılık ve nefret söylemleri ile mücadele edilmesi,

3- Kuvvetler ayrılığını güçlendirmek için denge ve denetleme mekanizmalarıyla yargısal denetimin güçlendirilmesi, şeffaf, hesap verebilir, daha az merkeziyetçi ve etkin bir kamu yönetimi anlayışının yerleşik hale getirilmesi

Bu adımları atabilmek, yeni küresel mimaride önümüze açılan fırsatlardan yararlanma koşullarını sağlayacaktır.”

TÜSİAD YİK Başkanı Özilhan: ‘Yakında düzlüğe çıkarız’ varsayımıyla hareket etme lüksümüz yok

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bizi Takip Edin